İçtihatlar


Yolcu Treni Kazalarında Görevli Yargı Yeri

T.C. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 20/09/2021 tarihli, 2021/476 esas ve 2021/460 karar sayılı ilamında, yolcu treninin raydan çıkarak devrilmesi sonucu meydana gelen kazada yakınlarını kaybeden davacıların açtığı maddi ve manevi tazminat davasında görevli yargı yerinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlık incelenmiştir.

Kararda, olayın kamu hizmetinin yürütülmesinden kaynaklanmakla birlikte, yolcu ile tren işletmesi arasındaki ilişkinin niteliği, zararın ortaya çıkış şekli ve tazminat talebinin hukuki dayanağı birlikte değerlendirilmiş; somut olayda açılan davanın özel hukuk hükümlerine tabi olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu çerçevede, yolcu treninin raydan çıkarak devrilmesi ile neticelenen kazada, ölen yolcuların yakınları tarafından ileri sürülen maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin davaların adli yargı yerinde görülüp çözümlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Karar, benzer nitelikteki tren kazalarında tazminat taleplerinin hangi yargı kolunda ileri sürüleceğine ilişkin uygulamaya yön veren önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

Munzam Zarar Davası Hakkında Bilgilendirme 

Hukuk Genel Kurulu 2021/938 E., 2022/401 K. Kararı

Munzam zarar, borçlunun temerrüdü nedeniyle alacaklının yalnızca yasal faizle karşılanamayan ek zararını ifade eden bir kavramdır. Özellikle kredi sözleşmeleri, tüketici işlemleri ve ticari alacaklarda, enflasyon, kur farkı veya piyasa faiz oranları gibi etkenler sebebiyle alacaklının gerçek zararının yasal faizden daha yüksek olması durumunda gündeme gelir.

Türk Borçlar Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, munzam zararın talep edilebilmesi için alacaklının bu ek zararı somut delillerle ispat etmesi gerekir. Yasal faiz, temerrüt faizi veya sözleşmesel faiz tek başına munzam zararın karşılığı sayılmaz; alacaklının malvarlığında meydana gelen gerçek kayıp ayrıca ortaya konulmalıdır.

Tüketici mahkemelerinde görülen munzam zarar davalarında, kredi sözleşmesi şartları, ödeme planları, piyasa faiz oranları ve ekonomik göstergeler birlikte değerlendirilir. Mahkemeler, alacaklının zararı ile borçlunun temerrüdü arasındaki illiyet bağını inceleyerek, talep edilen ek tazminatın hukuki dayanağını ve miktarını belirler.

Munzam zarar taleplerinde, dava açmadan önce sözleşme hükümlerinin, faiz oranlarının ve güncel içtihatların dikkatle incelenmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır. Bu alanda uzman hukukçulardan alınacak profesyonel destek, sürecin doğru yönetilmesine katkı sağlar.


AYM Munzam Zarar Bireysel Başvurusu Kararı Özeti

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2024/41763 başvuru numaralı Caner Şafak bireysel başvurusunu 8/7/2025 tarihinde karara bağlamıştır. Karar, 29/9/2025 tarih ve 33032 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Karar, temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvenceleri çerçevesinde değerlendirilmesi bakımından emsal nitelik taşımaktadır.

AYM, Pilot Karar’da munzam zararın kim tarafından ve hangi delillerle ispatlanacağına odaklanmamaktadır. Bunun yerine, enflasyon karşısında alacağın reel değerinin korunmasını sağlayacak etkili bir hukuki mekanizmanın mevcut olup olmadığını incelemektedir. Bu çerçevede 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan faiz ve aşkın zarara ilişkin hükümler birlikte değerlendirilmekte; özellikle yasal faiz oranlarının ekonomik gerçeklikten ve enflasyon oranlarından önemli ölçüde kopuk olduğu vurgulanmaktadır.

AYM, mevcut düzenlemelerin alacaklının enflasyon sebebiyle uğradığı gerçek zararı telafi etmekte yetersiz kaldığını, bu nedenle alacakların reel değerini koruyan, öngörülebilir ve etkili bir mekanizmanın hukuk sisteminde bulunmadığını tespit etmektedir. Bu yaklaşım, munzam zararın ispatına ilişkin teknik tartışmalardan ziyade, yapısal nitelikteki normatif eksikliklere ve alacak hakkının Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı boyutuna işaret etmektedir.